Ana içeriğe atla

Mezun Mesajları

Mezunlarımızdan Sizlere Mesaj Var!

İstanbul Kültür Üniversitesi mezunlarımız hikayelerini sizler için kaleme aldılar.

Çağla Zamur - İKÜ Çocuk Gelişimi Mezunu

Ben Çağla Zamur, İstanbul Kültür Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programı mezunuyum. Okul öncesi öğretmeni olarak çocukların hayatlarına dokunma şansı yakaladım. Üniversitemi seçerken her açıdan çok yönlü olmasını istedim.

Tercih döneminde “Kültür Üniversitesi bana neler katabilir?” diye kendime sordum ve özellikle beni geliştirecek alanlarda ne kadar ilerlemiş olduğunu görerek tercihimi yaptım. Birçok insan bu mesleğe başlarken kendilerine bir kaçış yolu ararlar. “Yapamam”, “Çok zormuş”, “Bu gerçekten sabır işi” derler ama unutmasınlar ki, bu yolun sonu aydınlık.

Bu mesleğe olan inancımı korumamda üniversite hocalarımın desteği ve aldığım derslerin katkısı oldukça fazla oldu. Benim için başarı, insanların keyif aldığı ve daima hedefine ulaşmaktan vazgeçmeyeceği mesleği seçmesidir.

Ben “Üniversite hayatımda hiç yapmam dediğim şeyleri” Kültür Üniversitesi’nin benim içe dönük halimi dışa vurmama yardımcı olmasıyla gerçekleştirdim. Üniversiteyi sadece okuyup bitirmek için değil, insana kattıklarıyla bir bütün olarak düşünmek gerekir. Ben de bu süreçte Dans Kulübü faaliyetlerinde ve çeşitli aktivitelerde görev alarak birçok yeteneğimi keşfetme şansı yakaladım. Benim amacım dansı olabildiğince yaymak ve kolay pes etmemeyi göstermekti. Bence başarıya giden yol “Kültürden”, pes etmemekten ve inanmaktan geçer. Bunlar oldu mu, yolun sonu aydınlık demektir.

 

Özge Çetinkaya - İKÜ Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Mezunu

Benim İstanbul Kültür Üniversitesi ile yolum 2013 yılında kesişti. Liseyi küçük bir şehirde okudum, mezun olduktan sonra her öğrenci için zorlu bir dönem olan üniversite tercihlerimi yapıyordum. Sınava hazırlanırken aklımda olan tek bölüm Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık ve okumak istediğim şehir de İstanbul idi. Üniversite hayatımdan beklentim akademik bilgi öğrenmenin yanında sosyal anlamda beni geliştirmesi, farklı bakış açıları kazanmamı sağlamasıydı. Tercih döneminde seçebileceğim üniversiteleri araştırdım. İstanbul Kültür Üniversitesi’nin eğitime bakış açısı, Kültür Koleji gibi köklü bir eğitim geçmişinin olması benim için önemli bir referans oldu ve Kültür Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nü tercih ettim.

 

Dört yıllık üniversite hayatımı,  en dolu ve verimli şekilde geçirdiğimi düşünüyorum. Akademik olarak bölüm hocalarımız bizi desteklediler ve mesleğe hazırlanma sürecinde bölümümün çalışma imkanı olan pek çok alanda staj yapma olanağım oldu. Böylelikle mezun olduktan sonra çalışmak istediğim alana karar verdim. Bunun faydasını en çok mesleğe başladığım zaman anladım. Üniversite birinci sınıftan itibaren üniversitenin Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı’nda çalışmaya başladım. Burada çalışmak benim insanlarla iletişimimi güçlendirdi ve sosyal çevremi genişletti. Üniversite hayatım boyunca çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde görev aldım ve kendim projeler oluşturdum. Üniversite dördüncü sınıfta arkadaşlarımla birlikte “PDR ve Özel Eğitim Farkındalık Günleri”ni düzenledim ve 2018 yılında Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği’nin düzenlediği PDR Zirvesinde PDR’de İyi Örnekler Ödülleri’nde birincilik ödülü ile onurlandırıldım.

 

Şu an Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir kamu kurumunda psikolojik danışman olarak çalışıyorum ve “İyi ki yolum İstanbul Kültür Üniversitesi’nden geçmiş” diyorum.

 

Ecemnur Yavuz - İKÜ İngiliz Dili ve Edebiyatı Mezunu

İstanbul Kültür Üniversitesi 2018 mezunlarından biri olarak üniversite hayatımı düşündüğümde dolu dolu geçirdiğim ve bitmesini hiç istemediğim 4 sene gözümün önüne geliyor. Kültür Üniversitesi’nde okumaya karar verme sürecim oldukça hızlı gerçekleşmişti. Tercih döneminde okula girdiğimde beni karşılayan Kültür Elçileri’yle tanışmamla başladı her şey. Tabii sonradan benim de bir “Kültür Elçisi” olacağım hiç aklıma gelmemişti o zamanlar. Ardından İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü hakkında hem hocalarımdan aldığım bilgilerin hem de duyduklarımın bende yarattığı heyecan ışığında karar vermiş oldum.

İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne başladıktan sonra hayatımda çok fazla değişiklik yaşadım. Geçirdiğim bu 4 yıllık süreç ne yapmak istediğimi, nerede olmak istediğimi şekillendirdi diyebilirim. İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nün yanında Uluslararası Ticaret Bölümü’nde yandal yaptım. Üniversitem kendimi geliştirebilecek çok fazla imkân sunduğundan elimden geldiğince hepsini değerlendirmeye çalıştım. Yıllar geçtikçe ne kadar doğru bir seçim yaptığımdan da emin oldum. Her zaman aktif bir öğrenci olmaya çalışarak bölüm içerisinde yapılan etkinliklerde olabildiğince görev aldım. 4 yıl boyunca yapılan tüm workshop ve seminerlere katıldım, görev aldım. Üniversiteye başlamadan önce hep aklımda olan Erasmus değişim programını da bu 4 senelik serüvenime sığdırmayı başardım. Üçüncü sınıfta Erasmus ile Almanya’nın Trier Üniversitesi’ne gittim. Orada hem akademik hem de sosyal olarak müthiş keyif aldığım bir dönem geçirdim. Uluslararası öğrenci kulüplerine katılarak gönüllü olarak Türkçe dersleri verdim ve hala Erasmus günlerimi çok özlüyorum. Döndükten sonra parçası olmaktan büyük keyif aldığım “Literature on Stage” dersi sayesinde ilk tiyatro deneyimimi de yaşamış oldum. Şimdilerde bu süreçte öğrendiklerimi kendi öğrencilerimle yeniden deneyimliyorum.

Akademik kazanımlarımın yanında Kültür Üniversitesi’nde olmaktan en keyif aldığım bir diğer nokta ise Kültür Elçiliği oldu. İkinci sınıfta tesadüfen görüp başvurduğum bu görev, 3 sene boyunca benim için harika bir deneyim oldu. Birçok insanla tanışıp birçok etkinlikte görev aldım bu sayede. Birbirinden farklı organizasyonlar düzenledik ama en önemlisi hep eğlenerek çalışmamızdı. Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı sayesinde TEDx Konferansları için altyazı hazırladım, çeviri yaptım. Mezun olmamın üzerinden 2 yıl geçmiş olsa da hala her fırsatta okulumu ziyaret etmeye can atıyorum. Muhteşem bir 4 yıl geçirmemi sağlayan bölüm hocalarıma, arkadaşlarıma ve tabii ki Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı’na sevgilerimi gönderiyorum. İyi ki Kültürlüyüm!

Gizem Yılmaz - İKÜ Türk Dili ve Edebiyatı Mezunu

Benim Kültür ile tanışma hikâyem Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde okurken, aslında öğrenim görmek istediğim bölümün Türk Dili ve Edebiyatı olduğunu fark etmemle oldu. Üniversite tanıtım günlerinde birçok okulu gezme fırsatı buldum. Kültür’ün tanıtımında öğrenci ile bire bir ilgilenilmesi, bölüm hocalarının öğrencinin düşüncelerine önem vererek bir rota çizmesinin yanında kendi bölümüm başta olmak üzere akademik kadrosunun çok güçlü olması fikrimi netleştirmemde yardımcı oldu. Kitaplarını okuduğumuz isimlerin derslerimizde hoca olarak karşımıza çıkacağını bilmek beni çok heyecanlandırmıştı. Başka üniversiteden gelmenin dezavantajları ile “Acaba yapabilir miyim?” sorusunu sürekli kendime soruyor ve endişeleniyordum. Okumak istediğim bölümün zorluğunu düşünürken okulu gezdiğim sırada dersime girecek hocaların yanında bölümü okuyan öğrencilerle konuşma fırsatım oldu. Öğrenciler bu konuda daha realist olduklarından duyduklarım sonucunda çok huzurlu bir şekilde okuldan ayrıldım. Bir şekilde Kültür ile bağımın oluştuğunu hissediyordum.

İlk tercihim olan Kültür Üniversitesi’ne başladıktan sonra ilk yılımda tanıtım günlerinde bizimle ilgilenen öğrenci topluluğu olan Kültür Elçileri’nin arasına girdim.  Bu ekip sayesinde hem okulda çalışma fırsatı buldum hem de birçok bölümden sayısız arkadaş edindim.

Aynı zamanda öğrenci kulüplerinin aktifliği, düzenledikleri geziler, sosyal sorumluluk projeleri, özel günler gibi etkinliklere dâhil olmaya başladım. Daha ilk senemde birçok gezi ve proje içerisinde yer aldım. Bu açıdan Kültür, üniversite döneminin sadece eğitiminden ibaret olmadığını çok güzel bir şekilde bana öğreten bir kurum.

Üniversite eğitiminde en önemli unsurlardan biri olan öğretmen-öğrenci ilişkisi, öğretmenin öğrencinin yanında durması, derslerde eksik kalan yerleri zaman gözetmeksizin öğrenci anlayana kadar çaba göstermesi ve arkadaş gibi olmaları Kültür kadrosunun kalitesinin en belirgin özelliklerinden biri.

Okula girdiğim ilk seneden itibaren mezun olana kadar Bölüm Temsilciliği görevimin yanında Edebiyat Kulübü Başkanlığı görevini aldım. Okulumuzun da desteğiyle editörlüğünü üstlendiğim “İstasyon” adlı bir dergi çıkardık. Yine okulumuzun düzenlediği TEDxİKÜ etkinliğinde görevli olarak çalışma şansını yakaladım. Mezun olduktan üç ay sonra üniversitemde sınav ve mülakatlar sonucunda yüksek lisansa kabul aldım. Şimdi ise yüksek lisansta ders dönemimi bitirdim ve tez dönemime başlamış bulunmaktayım. Öğretmenlik stajımı yapabileceğim en iyi okullardan birinde yapma imkanını sağlayan üniversitem, mezun olduktan sonra yabancılara Türkçe öğretme birimi olan TÜMER’de bana öğretmenlik yapma fırsatı verdi. Şimdi mezun olduğum üniversitemde yaklaşık bir yıldır Öğretim Görevlisi unvanıyla çalışmaktayım.

Mustafa Kemal’in de söylediği gibi, “KüItür; okumak, anIamak, görebiImek, görebiIdiğinden anIam çıkarmak, ders aImak, düşünmek, zekâyı eğitmektir.” Bize bu tanımlamanın tamamını hem öğrencisi hem de eğitimcisi olduğum sürede veren okuluma teşekkür ediyorum.